Comments
11 years ago
Bir cevapsız mektup daha.Kimsesiz bir mektup bu.Sahibi var,kendisi yok, o da yalnız benim gibi. Karmakarışık. Gözyaşı dolu her tarafı. Belki de bu yüzden böyleyim ben. Çaresiz, boş. Ne yaptığını, ne hissettiğini bilmeyen bir kimsesizim ben. İnsanlardan sevgi dilenen kimsesiz. Yalan bir hayat, yalan insanlarla dolu her yanım. Aslında bakarsan çok kalabalığım ben. İçimde bir sürü kimsesiz.Belki bir duvara çarpana kadar ama bu çayırlarda hiç duvar yok, dümdüz...Duvarın nerede olduğunu biliyorum abi, gayet iyi biliyorum...Bende biri için parlayan ince bir ışık değil miyim? bunları bana yazabilir misin,bana okuyabilir misin sakince, tekrar... Herşey eştir, herşey denktir bu toprakta.Şimdi yılları aşıp geriye dönsem, biraz olsun acını dindirsem, en genç yaşımda kayboluşumu kabullenebilirdim.Hiç duymadığın ama hep dilediğin o sevgi dolu cümleleri senin için ezberlerdim, en iyi oyun arkadaşın olmayı çok isterdim ve en genç yaşımda arkadaşsız kalmayı sorun etmezdim. nasihatsiz kaldığın günlerde, sana en iyi yol olmayı isterdim, seni asla yormayan pürüzsüz ve tüm güzelliklerin çevresinde olduğu, yokuş aşağı bir yol. Şimdi bu genç yaşımda, ağladığın ve gönlüne sıkıntı veren her geceni paylaşmak isterdim, yalnız olmadığını bil diye. Dizlerinin üzerine her düştüğünde, seni kaldırıp tekrar koşmaya devam eden, kardeşin olmayı çok isterdim ve bu genç yaşımda kardeşsiz kalmayı sorun etmezdim. Yılları aşıp geri dönebilsem, seni ne çok sevdiğimi sen sıkılana kadar, sana söylerdim, ne çok sevildiğini unutma diye. Ateşler içinde uyandığın gecelerde, senin için endişelenmeyi çok isterdim, önemsendiğini ve acına karşılık, acım olduğunu bil diye, belki sen o zaman daha savaşçı olurdun geceye ve seni yakan ateşe, belki daha çabuk iyileşmek için çabalardın diye. Şimdi yılları aşıp geriye dönsem, bir kuzgun olsam, anlatırdım o sahipsiz kalan kuşlara, onları ne çok sevdiğini ve bu genç yaşımda dilsiz olmayı sorun etmezdim, onları ne çok sevdiğini bildiler diye.O karanlık gecede yanında olsam, sana yalvarırdım gölge ellere dokunma diye, omuzlarına bilinmezliğin yükünü alma diye.Şimdi sen, ben olduğunu bilsen, bu yazdıklarına çok üzülürdün ve sen genç yaşında geri dönebilsen bana yalvarırdın ben olma diye.Zaman hızla akıp gidiyor ama o gelmiyordu. Tek istediğim sadece onunla konuşmak, sadece küçücük bir an, sonra özgür olacaktım. Onun gövdesinden ve sessizliğinden çıkıp bu taşıdığım kökleri toprağına serip özgür olacaktım. Koca günün ardından o hiç gelmedi.Onun yokluğunda bir süre ektiği her çiçeğe su verdim, bir süre onlara bakabildim. Her yok oluşunda, günlerim daha da kısalmıştı. Her gelmeyişinde İçine gömüldüğüm beton ve çelik, gövdemin şeklini alıp beni boğarak, kendileriyle yaşamaya mecbur kıldı..Hala bırakamadığım bir alışkanlığımdır. İşin aslı bırakmayı da istemediğim...Ne zaman evde yemek yiyecek olsam mutlaka bir tabak daha koyarım sen yersin diye..25 Mayista nefes almayi kestin sen,beni yalniz biraktin,beni sensiz biraktin..Gittin be abim.Kimseye sormadan gittin.Sana en çok ihtiyacım olduğu zamanlarımda gittin.